9 Mart 2010 Salı Sezgin “ Kadınlar, yuvayı yapan, ayakta tutan, aslında aileyi-toplumu var edenlerdir. Bugün bize düşen, Kadın-Erkek eşitliğini hiçbir platformda tartışmaya gerek kalmayacak şekilde sağlamak, hissetmek.benimsemek” dedi.
Osmaniye Baro Başkanı Av. Hüseyin Sezgin, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününün1857 den bu yana kutlandığını belirterek, Dünyada Kadın olmak her zaman her ülkede farklılıklarla birlikte güzel anlamlar taşır. Kadınlar günü olarak özel bir anma gününe ihtiyaç duyulması da elbette Kadınların tarih boyunca karşılaştıkları haksızlıklar, zorluklarla ilgilidir. Amerika’daki tekstil işçisi kadınların çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve insani yaşam koşullarını elde etmeleri yönündeki mücadele süreçlerinin sonunda kutlanmaya başlanan Kadınlar Günü, bugün benzer şekilde önemini- değerini ve anlamını korumaktadır” dedi.
Bugün dünyanın birçok yerindeki savaşlarda cephede savaşanlar erkekler olsa da, asıl çileyi kadınlarınçekmekte olduğuna dikkati çeken Baro Başkanı Hüseyin Sezgin, “Sanayi’de ve Tarım’da çalışmakta olan kadınlarda bu alanlardaki erkeklerden daha güç durumdalar. Bir yerde kadının hayatıdır savaş..Cahil olana, cahil ama güçlü olana, yoksulluğa, kimi zaman açlığa karşı en gerçek savaşı kadınlar-anneler veriyor..” dedi.
“Tartışılan ve gerçekten önemle altı çizilen bir konu da eşitlik..Kadın-Erkek eşitliği. Bu eşitlik yasalarla-yasal düzenlemelerle, toplumda sağlanacak genel bir kabul ile mümkün olabilir. Kadın-Erkek eşitliği olmazsa o ülkede adaletten söz etmek mümkün değildir. Kadın hakları konusunun başlı başına bir alan olması ve “ kadın haklarıyla ilgili sorunlar” da her nerede yaşanıyorsa belirgin bir eksikliğin, Kadınları eşit kabul edememe cehaletinin ve geri kalmışlığın bir uzantısıdır” diyen Hüseyin Sezgin, konuyla ilgili açıklamasında şunları söyledi:
“Ülkemizde bir idari yapılanma var:: “Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü” bu kuruluşun varlık nedeni bizde de Kadın haklarıyla ilgili ciddi sorunlar yaşandığını gösteriyor. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün BM ile ortak bazı verilerinde, Türkiye’de kadının durumu hakkında fikir veriyor:
TÜRKİYE’DE, HER ÜÇ KADINDAN BİRİ ŞİDDETE UĞRUYOR;
15–19 yaşları arasındaki kadınların yüzde 63’ü kendilerine yönelik şiddetin haklı bir nedeni olduğunu düşünüyor;
KADINLARIN YÜZDE 19,4’Ü OKUMA YAZMA BİLMİYOR;
2003–2004 yılı verilerine göre, yaş grubu içinde kadınların sadece yüzde 12’si üniversiteye devam etmekte,Üniversite ve diğer yüksek eğitim kurumlarında görev yapan kadın profesorlerin oranı yüzde 26 iken, okutmanların oranı yüzde 56.9;
Kadınların işgücüne katılım oranı sadece yüzde 25.4, kadın işsizlik oranı yüzde 9.7,genç kadın nüfusu içinde işsizlik oranı yüzde 18.8; Kadınların yüzde 57,2 tarım sektöründe çalışmakta ve bunların yüzde 50’si ücretsiz aile işçisi konumunda bulunmaktadır;
YILDA YAKLAŞIK 2 BİN 500 KADIN ANNE OLMAK İSTERKEN YAŞAMINI YİTİRMEKTEDİR.
Kadın hakları konusunda yasal düzenlemelerle adaleti sağlamaya çalışsak da asıl olan bireylerin ve toplumun yaşamında-beyinlerinde kadının yerinin ne olduğudur. Kadınlar kendi haklarını kendileri almalıdırlar..Herşeyden önce ülkemizde kadınların belirli süreçlere daha çok katılmaları gerekmekte.. Kadınlar siyasi sürece, akademik çalışmalara daha çok katılmalı,, iş dünyasına daha etkin girebilmeliler.. Kadınlar özellikle ekonomik olarak bağımsızlıklarını kazanmalıdırlar.
Aslında burada söylemek istediklerimden birçoğunu Mustafa Kemal Atatürk özetleyivermiş:
“Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadını kadar emek verdim, diyemez. Erkeklerden kurduğumuz ordumuzun hayat kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir. Çift süren, tarlayı eken, kağnısı ve kucağındaki yavrusu ile yağmur demeyip, kış demeyip cephenin ihtiyaçlarını taşıyan hep onlar, hep o yüce, o fedakâr, o ilahi Anadolu kadını olmuştur. Bundan ötürü hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı, şükranla ve minnetle sonsuza kadar aziz ve kutsal bilelim.”Büyük Atatürk dünyada hiç benzeri olmayacak şekilde Kadın Haklarıyla ilgili çalışmalar yapmıştı.
Atatürk’ ün, çağı ve değişeni değil, geleceği halka göstermesi, kadın hakları ve kadın-erkek eşitliği konularında, “BM İnsan Hakları Evrensel Bildirisi”, “İnsan Hakları Sözleşmesi” gibi konular, daha insanlık tarihinin ufkunda yokken Türk Kadınına, haklarını vermesinin değeri daha iyi anlaşılır.
Bugün bize düşen, Kadın-Erkek eşitliğini hiçbir platformda tartışmaya gerek kalmayacak şekilde sağlamak, hissetmek.benimsemek.... diyen Hüseyin Sezgin, açıklamasını “Kadınlar, yuvayı yapan, ayakta tutan,aslında aileyi-toplumu var edenlerdir. Bu duygu ve düşüncelerle ülkemizdeki ve dünyadaki bütün kadınların Kadınlar gününü kutluyorum “diyerek tamamladı.
[Haber: Hasan KILIÇ]
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan olmak ister misiniz?