| Atlılar
Efendim; Sevginin sevdaya dönüşmesine vesile olup, dünyanın
dört bir yanına kardeşlik tohumları ektiniz. Kurulmasına vesile olduğunuz müesseselerle,
binlerce insanın hakiki mânâda ilim-irfan sahibi olmasına, akıl ve kalplerinin
imtizacına zemin hazırladınız. Yüce sevdalar ile yanan yüreğinizi; sevgisizlikten
üşüyen dünyanın buzlarını çözmek için seferber ettiniz. İslâm'dan aldığınız yüce
değerleri, cihanın dört bir yanına ilmek ilmek örerek, savaş, nefret ve vahşet
kokan asrımızda sulh adacıklarının kurulmasına öncülük ettiniz. Bizlere yüce idealler,
ufuklar üstü gâyeler uğruna yaşamayı; yaratılmışı Yaratan'dan ötürü sevmeyi; ecdadımızdan
tevarüs eden ruh istikametinde yeniden seferber olmayı öğrettiniz. Anadolu'dan
dünyanın dört bir yanına giden kara sevdalılar ile zemine yeniden ölümsüz değerlerin
mayasını çaldınız.
Televizyonda, '4. Türkçe Olimpiyatları' programını
seyrederken, herkes gibi ben de hislendim. Program sabaha karşı bitti. Programdan
sonra dışarı çıktım, ağaçlar arasında yürümeye başladım. Ay, geceye tatlı tatlı
gülümsüyor, cırcır böcekleri Yaratıcı'yı zikrediyordu.
Yeryüzünün yeni
bir ruhla, yaratılış sırrına uygun bir zemine doğru yol aldığını düşünmeye başladım.
15 yıl gibi kısa bir sürede dünyada yapılan hizmetleri düşündüm. 84 ülkenin bahçıvanları
çiçek getirmiş, Siz neredesiniz ey Gül sevdalısı! Ne zaman yorulsak, ümitlerimiz
kırılır gibi olsa, bizlere aşk ve heyecan verdiniz; 'Çoğu gitti, azı kaldı.' dediniz.
Sibiryalarda üşürken, gönderdiğiniz haberlerle yüreklerimizi ısıttınız. Afrika'nın
ıssızlığında, sesiniz bizlere nefes oldu. Beyanlarınızla dünyanın dört bir yanındaki
arkadaşlarımıza fer oldunuz. Anadolu'daki isimsiz yıldızlara da gözyaşlarınızla,
billûr sesinizle hep ümit ve heyecan aşıladınız. Şimdi Siz bütün dünyanın sevgi
güllerini seyrettiği, onlara alkış tuttuğu şu saatlerde, gurbetin hangi soğuk
gecesindesiniz kim bilir?
Konuşanlar Size selâmlarını ilettiler. Dünyanın
çeşitli yerlerinden gelen güllerden biri vardı ki, 'Önden Giden Atlılar' dedi.
'Atlılar gitti, biz geride kaldık; ne güzel atlılar bunlar' dedi. Herkes gibi
ben de ağladım. Bu gülleri Siz sulamasaydınız, daha doğru bir ifadeyle, Rabb'im
rahmetinin tezahürü olarak Sizi milletimize bahşetmese idi, biz yüreklerimizdeki
sevgi tohumlarından belki de habersiz yaşayacaktık.
Efendim; ben köyde
bir çoban idim. Siz, beni ve benim gibi binlerce insanı köylerimizden alıp okuma
imkânı sağladınız, sonra da yurt dışına gönderdiniz. Dünyanın birçok ülkesini
görmüş, birkaç dil öğrenmiş isem, yüreğimde bugün bir ışık var ise, buna Siz vesile
oldunuz. Bugün benim gibi binlerce insanın kalbi ve kafası aydınlanmış ise, bunda
Sizin emeğiniz çok büyük. O akşam hep Sizi çağırdılar. 'Memleketim' dediler, Anadolu'yu
ne kadar özlediğinizi düşündüm. 'Ayrılık' dedi Afrikalı çocuk, yüreğimiz burkuldu.
'Bana beyaz güvercinleri anlatmıştın anne.' dedi, çığlıklarına yankı arayan Iraklı
çocuk, gözyaşlarınızın döküldüğünü düşündüm. 'Yağmur' şiiriyle Rasulullah'ı (sas)
anlattı Moğol bir kardeşimiz. Allah Resulü (sas) anılınca, Sizin ne kadar mutlu
olabileceğinizi düşündüm. Meclis Başkanımız hüzünlü gurbeti anlattı, yüreğimiz
dağlandı. 'Sen gelmez oldun.' diye inledi gönüllerimiz. Ve bu gecenin ardından
bir kere daha; söz veriyoruz önden giden atlı olabilmek adına, atlarımızı öne
sürmek adına. Sevgi olacak adımız. Gönüllerimizi gözyaşı ile yıkayacağız; dünya
düşmanlık ve nefreti bizde asla görmeyecek. Gönüllerimize Gül sevgisini aşılayan
Muhterem Hocam; dünyayı sevgi sarmaşıkları sarıncaya kadar durmayacağız.
Afrikalının
renginden dolayı horlanması durana kadar; Avrupalının vahşetten buz çölünde yol
alması bitene kadar; Asya'nın yeniden hakiki değerini buluşunu görene kadar; Orta
Doğu'daki mazlum milletlerin ezilmesi bitene kadar atlarımızdan inmeyeceğiz. İçinde
bulunduğumuz topraklar bizler için artık kutsal birer mekân oldu. Bulunduğumuz
yerleri Türkçemizin âhengiyle, Anadolu'nun temiz ve yürekten türküleriyle donatacağız.
Buralarda insanlığa güzellikler sunacak güllerin yetişmesi adına bizler toprak
olacağız. |